namazı zayi eden ve şehvetlerine uyan kimseler için. Eğer onlar günahkâr Müslümanlarla birlikte olsalardı, cehennemin en üst tabakasında bulunurlar, en dibindeki bu yerde olmazlardı. Çünkü burası Müslümanların değil, kâfirlerin bulunduğu yerlerdendir.
Bu ayette başka bir delil daha vardır. O da Allah Teâlâ’nın şu buyruğudur: “Onlar Gayy ile karşılaşacaklardır (59). Ancak tövbe edip iman eden ve salih amel işleyenler müstesna.” [Meryem/59 - 60]. Namazı zayi eden kimse mümin olsaydı, tövbesinde iman şartı aranmazdı. Çünkü bu, zaten mevcut olanı yeniden elde etmeye çalışmak olurdu.
Altıncı delil: Allah Teâlâ’nın şu buyruğudur: “Eğer tövbe eder, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir.” [Tevbe/11]. Allah, onların müminlerle kardeş olmalarını namaz kılmalarına bağlamıştır. Namaz kılmazlarsa müminlerin kardeşleri olmazlar; dolayısıyla mümin de olmazlar (1). Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Müminler ancak kardeştirler.” [Hucurât/10].
Yedinci delil: Allah Teâlâ’nın şu buyruğudur: “Ne tasdik etti ne de namaz kıldı (31). Aksine, yalanladı ve yüz çevirdi.” [Kıyâmet/31 - 32]. İslâm, bildirilenleri tasdik etmek ve emre boyun eğmek olduğundan, Allah Teâlâ onun iki karşıtını belirtmiştir: Tasdik etmemek ve namaz kılmamak. Tasdikin karşısına yalanlamayı, namazın karşısına ise yüz çevirmeyi koyarak şöyle buyurmuştur: “Aksine, yalanladı ve yüz çevirdi.” [Kıyâmet/32].
Yalanlayan kimse nasıl kâfir ise namazdan yüz çeviren kimse de kâfirdir. Yalanlamakla kişinin İslâm’ı nasıl ortadan kalkıyorsa, namazdan yüz çevirmekle de ortadan kalkar.