onları Sekar’a sokmuş ve suçlulardan kılmıştır ya da bunu bu özelliklerin tümü bir arada yapmıştır.
Eğer bunların her biri tek başına (1) bu sonucu doğuruyorsa, delâlet açıktır. Eğer bu sonuç dört hususun bir araya gelmesinden doğuyorsa, bu ancak onların küfürlerinin ve cezalarının ağırlığını artırmak içindir. Yoksa bunların her biri cezayı gerektirir. Çünkü ceza üzerinde hiçbir etkisi olmayan bir hususun, tek başına cezayı gerektiren bir hususa eklenmesi doğru değildir.
Bilindiği üzere, namazı terk etmek ve onunla birlikte zikredilen diğer hususlar, hesap gününü yalanlamaktan dolayı cezalandırılmanın şartı değildir. Aksine, hesap gününü yalanlamak tek başına cezalandırılmak için yeterlidir. Bu da onunla birlikte zikredilen her niteliğin (2) aynı şekilde olduğunu gösterir. Çünkü hiç kimse (3), “Yalnızca bu dört niteliği bir arada taşıyan (4) kimse azaba uğrar!” diyemez.
Öyleyse bunların her biri suçlu olmayı gerektiriyorsa (5) ve Allah da suçluları Müslümanların karşıtı olarak göstermişse, namazı terk eden kimse Sekar’a giren suçlulardandır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz suçlular sapıklık ve alevli ateşler içindedir (47). Ateşte yüzüstü sürüklendikleri gün onlara, ‘Sekar’ın yakıcılığını tadın!’ denir.” [Kamer/47 - 48]. Yüce Allah ayrıca şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz o kimseler ki