Kitāb al-Ṣalāhİbn Kayyim

kendisi için, üzerinde (1) “Allah’tan başka ilah yoktur” şahadeti bulunan bir kart çıkarılır ve bu kart günahlarından ağır gelir (2).

Kartta şahadetten başka bir şey zikredilmemiştir. Şayet başka bir şey bulunsaydı, “Sonra onun iyiliklerinin yazılı olduğu sayfalar çıkarılır (3) ve günahları tartılır (4)” denirdi. Bu hususta, “Hiçbir hayır işlememiş kimse cehennemden çıkar” sözü bize yeter. Eğer bu kimse kâfir olsaydı, cehennemde ebediyen kalır, oradan çıkamazdı.

Bu hadisler ve diğerleri, onun tekfir edilmesine ve cehennemde ebediyen kalacağına hükmedilmesine engeldir. Diğer büyük günah işleyenler için ne ölçüde ümit besleniyorsa onun için de o ölçüde ümit (5) beslenmesini gerektirir.

Şöyle dediler: Ayrıca küfür; tevhidi reddetmek, peygamberliği ve öldükten sonra dirilişi inkâr etmek, Resul’ün getirdiklerini reddetmektir. Oysa bu kimse Allah’ın birliğini kabul eder (6), Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şahadet eder ve Allah’ın kabirlerde bulunanları dirilteceğine inanır = Öyleyse onun küfrüne nasıl hükmedilebilir? İman tasdiktir; onun zıddı (7) ise yalanlamaktır, ameli terk etmek değil. O hâlde tasdik eden kimseye, yalanlayıp inkâr eden kimsenin hükmü nasıl verilebilir?

(1) Sīn ve Tā: “yakhruju lahu” (kendisi için çıkar). Sīn: “… bitāqatun fīhi” (… bir kart; içinde…). (2) Dād: “bi-sayyi’ātihi” (günahlarıyla). (3) Hā nüshasında “la-qāla” (derdi) yoktur. Sīn: “yakhruju” (çıkar). (4) Sīn ve Dād: “bi-sayyi’ātihi” (günahlarıyla). (5) Hā ve Tā: “mūjib” (gerektiren). Dād: “wa-yūjibu al-rajā’” (ve ümit beslemeyi gerektirir). (6) Sīn: “muqirr” (kabul eden). (7) Dād: “wa-didd” (ve zıddı).
تخرج له بطاقةٌ، فيها (١) شهادة أنْ لا إله إلَّا الله، فترجح سيِّئاته (٢). ولم يذكر في البطاقة غير الشَّهادة، ولو كان فيها غيرها لقال: "ثم تخرج (٣) له صحائف حسناته فتوزن سيِّئاته (٤) ". ويكفينا في هذا قوله: "فيخرج من النَّار من لم يعمل خيرًا قط"، ولو كان كافرًا لكان مخلَّدًا في النار غير خارجٍ منها. فهذه الأحاديث وغيرها تمنع من التَّكفير، والتَّخليد، وتوجب من الرجاء (٥) له ما يُرْجى لسائر أهل الكبائر. قالوا: ولأنَّ الكفر جُحُود التوحيد، وإنكار الرسالة والمعاد، وجَحْد ما جاء به الرسول، وهذا يقرُّ (٦) بالوحدانية، شاهدًا أنَّ محمدًا رسول الله، مؤمن بأنْ الله يبعث مَن في القبور= فكيف يُحْكَم بكفره والإيمان هو التَّصديق، وضدُّه (٧) التَّكذيب، لا ترك العمل؟ فكيف يُحْكَم للمصدِّق بحكم المكذِّب الجاحد؟
(١) س وط: "يخرج له". س: " .. بطاقةٌ فيه". (٢) ض: "بسيِّئاته". (٣) ليس في هـ: "لقال". س: "يخرج". (٤) س وض: "بسيِّئاته". (٥) هـ وط: موجب، ض: "ويوجب الرجاء". (٦) س: "مقر". (٧) ض: "وضد".

Şirket

  • Hakkımızda
  • Fiyatlandırma
  • Neden Çevirelim?

Destek

  • Bize ulaşın
  • Hata bildir
  • Bize destek olun
  • Bağış yap
  • Yapay Zeka Mücadele Arenası

Bizi takip edin

© 2026 Kutub. Tüm hakları saklıdır.
Şartlar ve koşullarGizlilik politikasıÇerezler