Şimdi her iki tarafın delillerini zikredelim.
Namazı terk etmesi sebebiyle kişiyi tekfir etmeyenler (1) şöyle demişlerdir: “İslâm’a girmesiyle onun Müslüman olduğuna hükmedilmiştir. Dolayısıyla kesin bir delil olmadıkça onu İslâm’dan çıkmış sayamayız.”
Yine şöyle demişlerdir: Ubāde bin Sāmit, Hz. Peygamber’in sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Kim Allah’tan başka ilâh olmadığına, O’nun tek ve ortaksız olduğuna; Muhammed’in O’nun kulu ve resulü olduğuna; İsa’nın Allah’ın kulu ve resulü, Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve O’ndan bir ruh olduğuna; cennetin ve cehennemin hak olduğuna şahitlik ederse, amelleri ne olursa olsun Allah onu cennete koyar.” Buhārī ve Müslim bu hadisi Sahih’lerinde rivayet etmişlerdir (2).
Enes’ten rivayet edildiğine göre, Muāz bineğin üzerinde Hz. Peygamber’in sallallahu aleyhi ve sellem arkasında otururken Peygamberimiz ona “Ey Muāz!” diye seslendi. Muāz, “Buyur ey Allah’ın resulü! Emrindeyim, hizmetine hazırım!” diye karşılık verdi. Bu, üç kez tekrarlandı. Ardından Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şahitlik eden hiçbir kul yoktur ki Allah onu cehenneme haram kılmasın.”
Muāz, “Ey Allah’ın resulü! Bunu insanlara haber vereyim de sevinsinler, olmaz mı?” (3) diye sordu. Peygamberimiz, “O zaman buna güvenip kalırlar (4)” buyurdu. Muāz ise günaha girmekten sakınmak için bunu vefatı sırasında haber verdi. Bu hadisin sahih olduğunda Buhārī ve Müslim ittifak etmişlerdir (5).
Ebū Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Şefaatimden en çok yararlanacak kişi, şu sözü söyleyendir: