Ayrıca bu temel esaslar, İslâm’ın gerektirdiği yükümlülüklerdendir. Hz. Peygamber’e sallallahu aleyhi ve sellem, ancak kelime-i şehadeti ve onun gerektirdiği yükümlülükleri kabul edenlerle savaşmayı bırakması emredilmiş; kendisi de can dokunulmazlığının ancak İslâm’ın gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmekle sağlanacağını bildirmiştir. Burada söz konusu olan savaş, bu yükümlülükleri yerine getirmeye direnen topluluğa yöneliktir.
Ele geçirilmiş tek bir kişinin öldürülmesi ise ancak kelime-i şehadetin gerektirdiği yükümlülükleri ve İslâm’ın hükümlerini terk etmesinden (1) dolayıdır. Görüşlerin en sahihi budur.
İkinci rivayete göre, namaz dışındaki ibadetleri terk eden kimse öldürülmez. Çünkü namaz, hiçbir durumda başkası adına yerine getirilemeyen (2) bedenî bir ibadettir. Oruç, hac ve zekât (3) ise başkası adına yerine getirilebilir. Abdullah b. Şakīk’in şu sözü de bu görüşün delilidir:
“Muhammed’in sallallahu aleyhi ve sellem ashabı, ameller arasında namaz dışında hiçbir amelin terkini küfür saymazdı” (4).
Ayrıca namaz, diğer (5) amellerden birtakım özelliklerle ayrılmıştır; bu özellikler bulunmaz