(cuma namazı).” Bu sözden, bayram namazının da cuma namazı gibi farz-ı ayn olduğu sonucunun çıkmayacağı söylenebilir. Ancak onun bayram namazını cuma namazına benzetmesi ve cuma namazıyla yükümlü olanlarla bayram namazıyla yükümlü olanları bir tutması, bu iki namazın farz oluş bakımından eşit olduğunu gösterir. Cuma namazının farz-ı ayn olduğu konusunda görüşü değişmediğine göre, bayram namazı da böyledir.
Burada amaç, cuma namazını terk edenin hükmünü açıklamaktır.
Ebū Abdullah İbn Hāmid şöyle demiştir: “Cuma namazının farz olduğunu inkâr eden kimse küfre girer. Farz olduğuna inanmakla birlikte onu dört rekât öğle namazı olarak kılarsa (1), cuma namazının kısaltılmış öğle namazı olduğunu kabul ettiğimiz takdirde küfre girmez; aksi takdirde küfre girer (2).”
Oruç, hac ve zekâtı terk eden kimse de öldürülmesinin gerekli olması bakımından namazı terk edenle aynı hükümde midir? İmam Ahmed’den bu konuda üç rivayet vardır (3).
Birinci rivayete göre, namazı terk etmek sebebiyle öldürüldüğü gibi, bunların tamamını terk etmek sebebiyle de öldürülür.
Bu rivayetin delili şudur: Zekât, oruç ve hac, İslâm’ın temel esaslarındandır. Bu sebeple, namaz gibi bunların tamamının terki de öldürülmeyi gerektirir. Nitekim Ebû Bekir es-Sıddîk, zekât vermekten kaçınanlarla savaşmış ve şöyle demiştir: “Allah’a yemin olsun ki namazla zekâtı birbirinden ayıranlarla mutlaka savaşacağım. Çünkü zekât, Allah’ın kitabında namazla birlikte anılmıştır” (4).