bayram namazının da zorunlu olmasını dışlamaz. Çünkü beş vakit namaz, her gün ve gece yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüktür; bayram namazı ise yıllık bir yükümlülüktür. Bu sebeple söz konusu hadis, birçok fakihe göre tavafın ardından iki rekât namaz kılmanın vacip olmasına da engel değildir; çünkü bu namaz (1), her gün ve gece tekrarlanan yükümlülüklerden değildir. Cenaze namazının farz olmasına da engel değildir. Tilâvet secdesini vacip kabul eden ve onu namaz sayanlara göre bu secdenin vacip olmasına da engel değildir. Selef arasında tutulma namazını vacip kabul edenlere göre bu namazın vacip olmasına da engel değildir. Bu, çok güçlü bir görüştür.
Asıl mesele şudur: Şâfiî rahimehullah, cuma namazı kendisine farz olan (2) kimseye bayram namazının da farz olduğunu açıkça belirtmiştir. Ancak şöyle denilebilir: Bu ifadeden bayram namazının farz-ı ayn olduğu sonucu çıkarılamaz. Çünkü farz-ı kifâye herkese yönelik bir yükümlülüktür; bir kısmının yerine getirmesiyle diğerlerinden düşer. Bu ayrımın sonucu iki meselede (3) ortaya çıkar:
Birincisi (4): Herkes onu yerine getirmeye katılırsa, yükümlülük hepsine yönelik olduğundan, her biri farzı yerine getiren kimsenin sevabını alır.
İkincisi: Hepsi onu terk ederse, herkes kınanmayı ve cezayı hak eder.
Dolayısıyla onun şu sözünden böyle bir sonuç çıkması zorunlu değildir: “Bayram namazı, namaz kılmakla yükümlü olan kimseye farzdır