Sünen kitaplarının tamamında da (1), Ebū’l-Ca‘d ed-Damrī’den (2) —ki kendisi sahâbîdir— rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Kim üç cuma namazını önemsemeyerek terk ederse Allah onun kalbini mühürler.”
İmam Ahmed de bunu Cābir’den rivayet etmiştir (3).
Cuma namazının farz-ı kifâye olduğu, bir topluluk tarafından kılındığında diğerlerinden yükümlülüğün düştüğü görüşünü Şāfiī’ye nispet eden kimse, ona yanlış bir görüş isnat etmiştir. Şāfiī hiçbir zaman böyle söylememiştir. Bu görüşü ona nispet eden kimse, onun bayram namazı hakkındaki şu sözünden dolayı yanılgıya düşmüştür: “Cuma namazı kendisine vacip olan kimseye bayram namazı da vaciptir” (4).
Bilakis bu, Şāfiī’nin bayram namazının fertlere ayrı ayrı vacip olduğuna dair açık bir beyanıdır.
(1) Ebū Dāvūd (1052), Nesāī (1370), Tirmizī (500) ve İbn Māce (1125), bu hadisi Muhammed b. Amr’ın Ubeyde b. Sufyān el-Hadramī’den, onun da Ebū’l-Ca‘d ed-Damrī’den naklettiği rivayet yoluyla aktarmışlardır. Tirmizī hadisi hasen kabul etmiş ve şöyle demiştir: “Bu hadisi yalnızca Muhammed b. Amr’ın rivayetiyle biliyoruz.” Ardından Buhārī’nin şu sözünü nakletmiştir: “Onun Hz. Peygamber’den (sallallahu aleyhi ve sellem) rivayet ettiği bu hadis dışında bir hadis bilmiyorum.” İbn Hibbān (2786) ve Hākim (1/415) de hadisi sahih kabul etmiştir. et-Talkhīs al-habīr’de (2/52) belirtildiğine göre İbn al-Sakan da aynı değerlendirmeyi yapmıştır.
(2) ض ve س nüshalarında: “İbnü’l-Ca‘d”; ط nüshasında: “ed-Damīrī”. Ebū’l-Ca‘d bir sahâbîdir. Adı Edra‘ olup Amr b. Bekr veya Cunāde olduğu da söylenmiştir. Tirmizī, Buhārī’ye onun adını sormuş, ancak Buhārī adını bilememiştir. Biyografisi için bk. Tahdhīb al-kamāl (33/188) ve İbn Hacer’in el-Isāba’sı (7/65).
(3) Müsned (3/332).
(4) el-Ümm’de (2/518) buna yakın bir ifadeyle şöyle demiştir: “Cuma namazıyla yükümlü olan hiç kimsenin iki bayram namazına katılmayı terk etmesine ruhsat vermiyorum.”