gerekliliği üzerinde icmâ bulunan bir rüknü (1) ve şartı terk eden kimse gibi olur.
Ebū’l-Berekāt’ın görüşünün gerekçesi ise şudur: Gerekliliği ihtilaflı olan bir hususun terk edilmesi, kişinin öldürülmesini mubah kılmaz. Bu görüş, fıkhın hüküm çıkarma yöntemine daha yakındır. İbn Akīl’in görüşü ise usule daha yakındır. Çünkü böyle bir hususu terk eden kişi, geçersiz bir namaz kılmaya kesin olarak niyet etmiş ve karar vermiştir. Dolayısıyla onun durumu da (2), gerekliliği üzerinde icmâ bulunan bir hususu terk edenin durumu gibidir. Bu meselenin, imanın esaslarıyla ve imanın kalbin amelleri ve inançları arasında yer almasıyla ilgili oldukça derin bir boyutu vardır.
Cuma namazını terk edenin hükmü hakkında bölüm
Müslim, “Sahīh”inde (3) İbn Mes‘ūd’dan, Hz. Peygamber’in sallallahu aleyhi ve sellem cuma namazına gelmeyen kimseler hakkında şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Gerçekten de bir adama, insanlara namaz kıldırmasını emretmeyi, ardından cuma namazına gelmeyen adamların evlerini üzerlerine yakmayı düşündüm.”
Ebū Hüreyre (4) ve İbn Ömer, Resûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem minberinin üzerinde şöyle buyurduğunu işittiklerini nakletmişlerdir:
“Bazı kimseler ya cuma namazlarını terk etmekten vazgeçerler ya da Allah onların kalplerini mutlaka mühürler; sonra da gafillerden olurlar.”
Bunu Müslim, “Sahīh”inde rivayet etmiştir (5).