o namazın terk edildiği ancak ikinci namazın vakti çıktığında kesinleşir. Bu sebeple iki namazın terk edilmesini öldürülmeyi gerektiren bir sebep saymıştır.
Ebū İshāk, cem edilen iki namaz konusunda bu rivayete, cem edilmeyen namazlarda ise tek bir namazın terk edilmesiyle öldürülmeyi öngören rivayete katılmıştır (1).
Bölüm
Abdesti, cünüplükten dolayı guslü, kıbleye yönelmeyi (2) ve avret yerlerini örtmeyi terk edenin hükmü, namazı terk edenin hükmü gibidir. Gücü yettiği hâlde kıyamı terk etmenin hükmü de namazı terk etmenin hükmü gibidir. Rükû ve secdeyi terk etmek de böyledir.
Bir kimse, gerekliliği ihtilaflı olan bir rüknü veya şartı, kendisi gerekli olduğuna inandığı hâlde terk ederse, İbn Akīl (3) şöyle demiştir: “Onun hükmü, namazı terk edenin hükmü gibidir. Öldürülmesinin gerekli olduğunu söylememizde bir sakınca yoktur” (4). Şeyh Ebū’l-Berekāt ise şöyle demiştir: “Namazı yeniden kılması gerekir; fakat bundan dolayı hiçbir şekilde öldürülmez” (5).
İbn Akīl’in görüşünün gerekçesi şudur: Bu kimse, kendi nazarında ve inancına göre namazı terk etmiş sayılır; böylece