Bölüm
Buna göre bir kimse, vakti içinde namaz kılmaya çağrıldığında, “Kılmayacağım” der ve vakit çıkıncaya kadar kılmamakta direnirse, sonraki namazın vakti henüz daralmamış olsa bile öldürülmesi gerekir. İmam Ahmed bunu açıkça belirtmiştir (1).
Kādī ve Ebü’l-Hattāb ile İbn Akīl gibi onun görüşünü benimseyenler ise şöyle demişlerdir: Sonraki namazın vakti daralmadıkça öldürülmez (2).
Şeyh Ebü’l-Berekāt şöyle demiştir: Bir kimse, vakti içinde bir namazı kılmaya çağrıldığında, “Kılmayacağım” der ve vakit çıkıncaya kadar kılmamakta direnirse, sonraki namazın vakti henüz daralmamış olsa bile öldürülmesi gerekir. İmam Ahmed bunu açıkça belirtmiştir. Ardından şöyle demiştir: Onun —yani Ebü’l-Hattāb’ın— verdiği örnekte sonraki namazın vaktinin daralmasını şart koşmamızın sebebi, öldürme hükmünün ilk namazı değil, sonraki namazı terk etmesine bağlı olmasıdır. Çünkü ilk namazı kılmaya çağrıldığında, o namazın vakti zaten geçmişti. Kazaya kalmış namazları terk eden kimse ise öldürülmez.
Ebü’l-Hattāb’ın, onun işaret ettiği ifadesi şöyledir: “Bir kimse, farz olduğunu inkâr ederek namazı (3) vakti çıkıncaya kadar geciktirirse kâfir olur ve öldürülmesi gerekir.
Farz olduğunu inkâr ettiği için değil de ihmalkârlık sebebiyle namazı geciktirirse (4), onu kılmaya çağrılır. Eğer kılmazsa