Çünkü kişi, namazı vaktinde kılmaya çağrıldığında, hiçbir mazereti olmadığı hâlde “Namaz kılmıyorum” derse, namazı terk etmekte ısrar ettiği ortaya çıkmış olur. Bu durumda öldürülmesine hükmedilmesi ve kanının dokunulmazlığının kaldırılması gerekir. Namazı terk etmenin üç kez tekrarlanmasını şart koşmanın ne naslarda ne icmâda ne de bir sahâbî sözünde delili vardır. Üç kez tekrarlanmasını şart koşmak, iki kez tekrarlanmasını şart koşmaktan daha isabetli de değildir!
Ahmed’in mezhebine mensup âlimlerden Ebü İshak (1) şöyle demiştir: Terk edilen namaz, öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı örneğinde olduğu gibi, kendisinden sonraki namazla cem edilebiliyorsa (2), ikinci namazın vakti çıkıncaya kadar kişi öldürülmez. Çünkü cem hâlinde ikinci namazın vakti, birinci namazın da vaktidir (3). Bu da burada bir şüphe doğurur. Terk edilen namaz, sabah (4), ikindi ve yatsı gibi, kendisinden sonraki namazla cem edilemiyorsa, sırf o namazı terk etmesi sebebiyle kişi öldürülür. Zira burada namazın geciktirilmesi konusunda herhangi bir şüphe yoktur (5).
Bu görüşü İshak (6), Abdullah bin Mübarek’ten yahut Vekī