Mâlik’ten gelen iki rivayetten birinde olduğu gibi, tövbeye davet konusunda mürted ile namazı terk eden arasında ayrım yaparak mürtedin tövbeye davet edilmesini, namazı terk edenin ise edilmemesini savunanlar şöyle der (1): “Görünen o ki bir Müslüman, ancak zihninde beliren ve bu dinde kalmasına engel olan bir şüphe sebebiyle dinini terk eder. Bu şüphenin ortadan kalkması ümidiyle tövbeye davet edilir.
Namazın kendisine farz olduğunu kabul ettiği hâlde onu terk edenin ise önünde böyle bir engel yoktur. Bu yüzden kendisine mühlet verilmez (2).”
Namazı terk edenin tövbeye davet edilmesi gerektiğini söyleyenler şöyle demiştir: “Bu kişi, bir farzı terk ettiği için öldürülür. Bu durumda tövbeye davet meşru kılındığına göre, irtidat sebebiyle öldürülmede olduğu gibi burada da tövbeye davet farzdır.”
Yine şöyle demişlerdir: “Hatta burada tövbeye davet (3) daha da önceliklidir. Çünkü bu kişinin geri dönme ihtimali daha yüksektir. İslâm’a bağlılığı onu tövbeye yöneltir; bu da onu dünya ve ahiretteki cezadan kurtarır (4).”
Doğru olan görüş budur. Çünkü onun en kötü durumu, mürted gibi olmasıdır. Sahâbe, mürtedlerin ve zekât vermekten kaçınanların tövbelerinin kabul edileceği konusunda ittifak etmiştir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “İnkâr edenlere söyle: Eğer vazgeçerlerse geçmişte yaptıkları bağışlanır.” [Enfâl/38]. Bu hüküm, mürtedleri de diğerlerini de kapsar.