Bu görüş, onun had cezası olarak öldürüleceğini söyleyenlerin görüşünün zorunlu sonucudur. Çünkü namazı terk etmenin had cezası ölüm ise, onun durumu zina veya muhārebe suçu sebebiyle had cezası ölüm olan kimsenin durumu gibidir (1). Had cezalarının uygulanması, daha önce gerçekleşmiş sebepleri dolayısıyla zorunlu olur (2); mesele devlet başkanına intikal ettikten sonra tövbe bu cezaları düşürmez.
Ancak küfrü sebebiyle öldürüleceğini söyleyen için böyle bir sonuç gerekmez. Çünkü o, bu kişiyi mürted hükmünde kabul etmiştir; dolayısıyla Müslüman olursa ölüm cezası düşer.
Turtūshī şöyle demiştir: “Bizim mezhebimizde abdest, cünüplükten dolayı gusül ve oruç da aynı hükme tabidir. Kişi ‘Abdest almam’, ‘Cünüplükten dolayı gusletmem’ veya ‘Oruç tutmam’ derse öldürülür ve tövbeye davet edilmez. Bunların kendisine farz olduğunu kabul etmesiyle farz oluşlarını inkâr etmesi arasında fark yoktur.”
Ben derim ki: Turtūshī’nin bazı mezheptaşlarından (3) naklettiği, kişinin tövbeye davet edilmeksizin öldürüleceği yönündeki bu görüş, Mâlik’ten gelen bir rivayettir (4).
Mürtedin tövbeye davet edilmesi konusunda Ahmed’den iki rivayet (5), Şāfiī’den de iki görüş nakledilmiştir (6).