Abdūs b. Mālik el-Attār (1) şöyle dedi: “Ebu Abdullah Ahmed b. Hanbel’e sordum: ‘Basralıyım ve burada yabancıyım. Bizim orada bazı kimseler birtakım meselelerde ihtilafa düştüler. İhtilaf ettikleri konularda senin görüşünü öğrenmek istiyorum.’ Bana, ‘Dilediğini sor’ dedi. Ben de, ‘Basra’da kunut okuyan kimseler var (2). Kunut okuyan birinin arkasında namaz kılmak hakkında ne dersin?’ diye sordum. Şöyle cevap verdi: ‘Müslümanlar, kunut okuyanların (3) da okumayanların da arkasında namaz kılmışlardır. Ancak imam kunutta bir harf ilave ederse yahut “Biz senden yardım dileriz”, “Senin şiddetli azabın” veya “Kullukta gayret gösteririz” gibi ifadelerle dua ederse, sen de o sırada namazdaysan namazını kes.’”
Bölüm
Hz. Peygamber, ümmetine son teşehhütte kendisine salavat getirmeyi öğretti. Şöyle derler:
“Allah’ım! İbrahim’in âline rahmet ettiğin gibi Muhammed’e ve Muhammed’in âline de rahmet eyle. Şüphesiz sen övgüye lâyıksın, şanın yücedir. İbrahim’in âline bereket verdiğin gibi Muhammed’e ve Muhammed’in âline de bereket ver. Şüphesiz sen övgüye lâyıksın, şanın yücedir.” (4)