şirklerinden tövbe edip namazı kılıncaya ve zekâtı verinceye kadar.
Namazı terk edenin öldürülmeyeceğini söyleyen kimse ise şöyle der: “Şirkinden tövbe ettiğinde, namaz kılmasa ve zekât vermese bile artık öldürülmez.” Bu ise Kur’an’ın zahirine aykırıdır.
Sahīhayn’da (1), Ebū Saīd el-Hudrī’den şu hadis rivayet edilmiştir: Ali bin Ebū Tālib, Yemen’de bulunduğu sırada Hz. Peygamber’e sallallahu aleyhi ve sellem bir miktar altın (2) gönderdi. Hz. Peygamber bunu dört kişi arasında paylaştırdı. Bunun üzerine bir adam: “Ey Allah’ın resulü, Allah’tan kork!” dedi. Hz. Peygamber: “Yazık sana! Yeryüzünde Allah’tan sakınmaya en layık olan ben değil miyim?” buyurdu. Sonra adam dönüp gitti. Halid bin Velid: “Ey Allah’ın resulü, boynunu vurayım mı?” diye sordu. Hz. Peygamber: “Hayır, belki namaz kılıyordur” buyurdu. Halid: “Namaz kıldığı hâlde diliyle kalbinde olmayanı söyleyen nice kimseler yok mu?” dedi. Allah’ın resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben insanların kalplerinde olanı araştırmakla ve karınlarını yarmakla emrolunmadım.”
Böylece Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, onun öldürülmesine engel olan hususun namaz kılması olduğunu belirtmiştir. Bu da namaz kılmayanın öldürüleceğine delâlet eder. Bu sebeple diğer hadiste şöyle buyurmuştur: “Bana yasaklandı