ölür veya tövbe eder; öldürülmez” (1).
Bu görüşe, Ebū Hüreyre’nin Hz. Peygamber’den sallallahu aleyhi ve sellem rivayet ettiği şu hadis delil gösterilmiştir: “İnsanlarla, ‘Allah’tan başka ilâh yoktur’ deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu söylediklerinde, bu sözün gerektirdiği haklar dışında, canlarını ve mallarını benden korumuş olurlar.” Buhārī ve Müslim rivayet etmiştir (2).
İbn Mesud’dan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah’tan başka ilâh olmadığına ve benim Allah’ın resulü olduğuma şehadet eden bir Müslümanın kanı, şu üç durumdan biri dışında helâl değildir: Evlilik hayatı yaşamış olup zina eden kimse, cana karşılık can ve dinini terk edip cemaatten ayrılan kimse.” Buhārī ve Müslim bunu Sahīhayn’da rivayet etmiştir (3).
Şöyle demişlerdir: “Namaz da amelî dinî hükümlerden biridir. Dolayısıyla oruç, zekât ve hac gibi, onu terk eden de öldürülmez.”
Öldürülmesinin gerekli olduğunu söyleyenler ise şöyle demişlerdir: Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, kuşatın ve her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tövbe eder, namazı kılar ve zekâtı verirlerse kendilerini serbest bırakın.” [Tevbe/5]. Böylece onların öldürülmesini emretmiştir