Bölüm
Sonra, “Allah, kendisine hamd edeni işitir.” (1) diyerek başını kaldırır, rükûa giderken kaldırdığı gibi ellerini de kaldırırdı (2).
Doğrulup ayakta durduğunda, “Rabbimiz! Hamd de sanadır.” (3) (4) derdi. Bazen, “Rabbimiz! Hamd sanadır.” derdi. Bazen de şöyle derdi: “Allahım, Rabbimiz! Sana (5) gökler dolusu, yer dolusu ve bunların ötesinde dilediğin her şey dolusu hamd olsun. Sen övgüye ve yüceliğe lâyıksın. Kulun söyleyebileceği en doğru söz budur; hepimiz senin kulunuz. Allahım! Senin verdiğine engel olabilecek, vermediğini verebilecek kimse yoktur. Servet sahibine serveti senin katında fayda vermez.” (6). Bazen buna şunu da eklerdi: “Allahım! Beni karla, doluyla ve soğuk suyla arındır. Allahım! Beyaz elbise kirden temizlendiği gibi beni de günahlardan ve hatalardan arındır (7).” (8).