Ardından bazen uzun, bazen kısa, bazen de orta uzunlukta bir sure okurdu. Buna dair hadisler daha önce zikredilmişti. Bir surenin ortasından (1) veya sonundan okumaya başlamaz, başından okurdu. Çoğunlukla sureyi tamamlar; bazen de bir kısmını okumakla yetinir, kalanını ikinci rekâtta tamamlardı.
Sabah namazının sünneti dışında, bir sureden tek bir ayet veya surenin son kısmını okuduğunu (2) hiç kimse nakletmemiştir. Sabah namazının sünnetinde ise şu iki ayeti okurdu: “Biz Allah’a ve bize indirilene iman ettik, deyin” [Bakara/136] ayeti ve devamı ile “De ki: Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak olan bir söze gelin” [Âl-i İmrân/64] ayeti ve devamı (3).
Bir rekâtta bir sure okur, bazen aynı sureyi ikinci rekâtta tekrar eder, bazen de bir rekâtta iki sure okurdu (4). Birincisine örnek olarak (5) Aişe’nin şu sözü verilebilir: “Akşam namazında A‘rāf suresini iki rekâta bölerek okudu” (6).
İkincisi ise sabah namazının iki rekâtında “Yer sarsıldığında” [Zilzâl/1] suresini okumasıdır