ona uyarken ve onun gösterdiği yolu izlerken kınayanların kınamasına, karalayanların karalamalarına ve onun sünneti yerine insanların görüşlerini benimseyen cahillerin düşmanlığına. Bu cahiller, o görüşlere sımsıkı sarılmış, onlardan ayrılmak istememişlerdir. Sünnet ve Kur’an naslarını, orduların hükümdarın huzuruna çıkarılması gibi bu görüşlerin önüne çıkarmışlardır. Onlara uygun olanı kabul etmiş, aykırı olanı ise çeşitli tevillere başvurarak ustalıkla reddetmişlerdir (1). Bazen “Bunun zahir anlamı terk edilmiştir”, bazen “Bu görüşü benimseyen kimse bilinmiyor”, bazen de “Bu hüküm neshedilmiştir” derler. Bazen de şöyle söylerler: “Tâbi olduğumuz kişi bunu bizden daha iyi bilir. Buna aykırı davranmışsa, ancak aykırı davranmasını gerektiren bir husus kendi nezdinde sabit olduğu için böyle yapmıştır.”
Resûlullah’a tâbi olanlar ise bu gruplarla mücadeleyi durmaksızın sürdürür, onun sünnetine (2) uymaktan ayrılmazlar. Onun aziz şahsı gözlerinden uzak kalmış olsa da izlediği dosdoğru yolu basiretleriyle görmüşlerdir.
Bölüm
İşte sana, Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) kıbleye yönelip “Allahu ekber” demesinden selâm vermesine kadar namazının nasıl olduğunun anlatımı; sanki onu gözlerinle görüyormuşsun gibi. Bundan sonra kendin için dilediğini seç.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) namaza kalkıp kıbleye yöneldiğinde ve namaz kılacağı yerde durduğunda ellerini kulaklarının üst kısımlarına kadar kaldırır (3), parmaklarını kıbleye yöneltir