İbn Āisha (1) şöyle demiştir: “Allah’ın kullarına verdiği her emir hususunda şeytanın iki türlü kışkırtması vardır: Ya aşırılığa ya da gerekeni eksik yapmaya yöneltir.” (2)
Seleften biri de şöyle demiştir: “Allah’ın dini, onda aşırıya giden ile ona karşı ilgisiz kalan arasındaki orta yoldur.” (3)
Yüce Allah, kitabının birçok yerinde, doğru yoldan sapmış iki uç arasında orta yolu tutanları övmüştür. Şöyle buyurmuştur: “Onlar harcadıklarında ne israf ederler ne de cimrilik ederler; bu ikisi arasında dengeli bir yol tutarlar.” [Furkan/67] Yine şöyle buyurmuştur: “Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme; onu büsbütün açıp savurganlık da yapma. Yoksa kınanmış ve elindekini tüketmiş olarak kalırsın.” [İsrâ/29] Bir başka ayette de şöyle buyurmuştur: “Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver; malını saçıp savurma.” [İsrâ/26]
Akrabanın, yoksulun ve yolda kalmışın haklarını vermemek, malı elde tutma yönündeki bir sapmadır; savurganlık ise harcama yönündeki bir sapmadır. Allah’ın rızası bu ikisinin arasındadır. Bu sebeple bu ümmet, ümmetlerin en mutedili; kıblesi de kıbleler arasında orta konumda olup doğru yönden sapmış iki kıblenin arasındadır. Orta kısım daima uçlar tarafından korunur (4); dolayısıyla bozulma uçlara daha çabuk ulaşır,