sureler, sabah namazında Felak ve Nâs sureleri olurdu (1). Bir çocuğun ağladığını duyduğunda da namazı kısa tutardı (2).
Dolayısıyla sünnet olan, onun kısa tuttuğu yerde namazı kısa tutmak, uzun tuttuğu yerde uzun tutmak, genellikle de orta yolu izlemektir.
Enes’in karşı çıktığı şey, kişinin namazı kısa tutmaya ihtiyacı olduğu hâlde kendisine kolaylık sağlamayıp işi zorlaştırmasıdır. Şüphesiz bu, Resûlullah’ın sünnetine ve izlediği yola aykırıdır.
Muaz hadisine ve Resûlullah’ın —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— “Ey Muaz! Sen fitneye düşürüp duran biri misin?” sözüne gelince; hırsızlar bu hadisten yalnızca bu söze tutunmuş, hadisin başını ve sonunu düşünmemişlerdir! Öyleyse Muaz’ın kıssasının nasıl anlatıldığını (3) dinle. Cābir b. Abdullah şöyle anlatır:
Gece çökmüşken bir adam, su çekmekte kullanılan iki devesiyle (4) geldi. Muaz’ın namaz kıldırdığı sırada oraya varmıştı. İki devesini bırakıp Muaz’ın yanına geldi (5). Muaz, Bakara veya Nisâ suresini okudu. Adam da ayrılıp gitti. Muaz’ın kendisi hakkında kötü konuştuğu haberi ona ulaşınca Resûlullah’a —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— gelip Muaz’ı ona şikâyet etti (6). Bunun üzerine Peygamber —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— şöyle buyurdu: “Sen fitneye düşürüp duran biri misin (7), yahut şöyle dedi: Fitneye düşüren