Kitāb al-Ṣalāhİbn Kayyim

O, mutlak anlamda güzel ve temiz olduğuna göre güzel ve temiz sözlerin, fiillerin, sıfatların ve isimlerin hepsi O’na aittir; O’ndan başka hiç kimse bunları hak etmez. Hatta hiçbir şey, O’nun güzel ve temiz oluşu sayesinde (1) olmadıkça güzel ve temiz olamaz. O’nun dışındaki her şeyin güzelliği ve temizliği, O’nun güzel ve temiz oluşunun (2) eseridir. Bu güzel ve temiz selâmlama da ancak O’na yaraşır.

Selâm, selâmlama türlerinden biridir; selâm veren kimse, selâmladığı kişiye dua etmiş olur (3). Yüce Allah ise kendisinden selâmet istenen, fakat kendisine selâmet dilenmeyen zattır. Çünkü O, es-Selâm’dır ve selâmet O’ndandır. Bu sebeple, kendisine kullukla seçkin kıldığı ve razı olduğu kulları için O’ndan selâmet istenmesi (4) meşru kılınmıştır. Bu selâmlamaya, kulları arasında O’nun katında en değerli olan (5), O’nun en çok sevdiği ve makam bakımından O’na en yakın olan kişiyle başlanması da meşru kılınmıştır.

Ardından bu selâmlama (6), İslâm’ın anahtarı olan iki şehadet ifadesiyle tamamlanmıştır. Böylece bunun namazın sonunda yer alması meşru kılınmıştır. Kişi namaza girerken tekbir getirir, hamd eder (7), övgüde bulunur

(1) ض, هـ ve ط: “bi-tiyabatihi” (O’nun güzelliği ve temizliği sayesinde). (2) ض, هـ ve ط: “tiyabatihi” (O’nun güzelliği ve temizliği). (3) س: “rāghiban bihi …”. ض: “… li-man yuhibbuhu” (… sevdiği kimseye). (4) “Kendisine selâmet dilenmez … O’ndan selâmet istenmesi” bölümü ض nüshasından alınmıştır. (5) ض: “bi-ikrāmihim” (onlara ikram ederek). (6) “Ardından bu selâmlama tamamlandı” ifadesi هـ ve ط nüshalarında yoktur. (7) ض, هـ ve ط: “wa-l-hamd” (ve hamd).
فإذا كان هو ــ سبحانه ـ الطَّيِّب على الإطلاق فالكلمات الطَّيِّبات، والأفعال الطَّيِّبات، والصِّفات الطَّيِّبات، والأسماء الطَّيِّبات= كلُّها له سبحانه، لا يستحِقُّها أحدٌ سواه، بل ما طاب شيءٌ قطُّ إلَّا بطيبه (١) سبحانه، فطِيبُ كل ما سواه من آثار طيبه (٢)، ولا تصلح هذه التحيَّةُ الطَّيِّبة إلَّا له. ولمَّا كان السَّلام من أنواع التحيَّة، وكان المسلِّم داعيًا لمن يحيِّيه (٣)، وكان الله سبحانه هو الذي يُطْلَبُ منه السَّلام، لا يُطْلَبُ له السَّلام ـ فإنَّه السَّلام، ومنه السَّلام ـ= شُرِع أنْ يُطْلَب منه السَّلام (٤) لعباده الذين اختصَّهم بعبوديَّته، وارتضاهم لنفسه. وشرع أنْ يبدأ بأكرمهم (٥) عليه، وأحبِّهم إليه، وأقربهم منه منزلةً في هذه التَّحيَّة. ثم خُتِمَت هذه التحيَّة (٦) بالشَّهادتين اللَّتَيْن هما مفتاح الإسلام، فشرع أنْ يكون خاتمة الصَّلاة. فدخل فيها بالتَّكبير والتَّحميد (٧) والثَّناء
(١) ض وهـ وط: «بطيبته». (٢) ض وهـ وط: «طيبته». (٣) س: «راغبا به .. ». ض: « .. لمن يحبه». (٤) «لا يُطْلَبُ له .. منه السَّلام» من ض. (٥) ض: «باكرامهم». (٦) «ثم خُتِمَت هذه التَّحية» سقطت من هـ وط. (٧) ض وهـ وط: «والحمد».

Şirket

  • Hakkımızda
  • Fiyatlandırma
  • Neden Çevirelim?

Destek

  • Bize ulaşın
  • Hata bildir
  • Bize destek olun
  • Bağış yap
  • Yapay Zeka Mücadele Arenası

Bizi takip edin

© 2026 Kutub. Tüm hakları saklıdır.
Şartlar ve koşullarGizlilik politikasıÇerezler