ve şöyle der: “Vah onun hâline! Âdemoğluna secde etmesi emredildi, o da secde etti (1); bu yüzden ona cennet var. Bana da secde etmem emredildi, fakat ben karşı geldim; bu yüzden bana cehennem var.” (2)
Bu sebeple Allah, kelâmını işittiklerinde secdeye kapananları övmüş, onu işittiğinde secdeye kapanmayanları ise kınamıştır. Dolayısıyla bu secdenin vacip olduğunu söyleyenlerin görüşü, delil bakımından güçlüdür.
Sihirbazlar, Musa’nın doğru söylediğini ve Firavun’un yalan söylediğini anlayınca Rablerine secdeye kapandılar (3). O secde, saadetlerinin başlangıcı ve ömürlerini harcadıkları sihir günahının bağışlanmasına vesile oldu.
Bu sebeple Allah, bütün yaratılmışların kendisine secde ettiğini bildirerek şöyle buyurmuştur:
“Göklerde ve yerde bulunan (4) bütün canlılar ve melekler Allah’a secde ederler; onlar büyüklük taslamazlar. (49) Üstlerinde olan Rablerinden korkarlar ve kendilerine emredileni yaparlar (5).” [Nahl/49 - 50]
Böylece onların, Allah’ın yüceliğine ve üstlerinde oluşuna iman ettiklerini; O’nu yüceltmek (6) ve ululamak için secde ederek O’na boyun eğdiklerini bildirmiştir.