hâli (1), Allah’a en yakın olduğu hâldir; bu sebeple bu (2) hâlde yapılan dua, kabul edilmeye daha yakındır.
Allah Teâlâ kulu topraktan yarattığı için, ona yaraşan, aslından uzaklaşmamasıdır. Hatta tabiatı ve nefsi onu aslından uzaklaşmaya zorladığında yeniden aslına dönmelidir. Çünkü kul, tabiatıyla ve nefsinin dürtüleriyle baş başa bırakılsaydı kibirlenir, şımarır, yaratıldığı aslından uzaklaşır, Rabbine mahsus olan ululuk ve azamet hakkına el uzatır (3) ve bu ikisinde O’nunla çekişirdi. Bu yüzden ona, Rabbinin ve kendisini yaratanın azameti karşısında boyun eğmek, O’na huşu duymak (4), huzurunda alçalmak ve O’na karşı mahviyet içinde olmak üzere secde etmesi emredilmiştir.
Böylece bu huşu, boyun eğiş ve tevazu, onu kulluğun gerektirdiği hâle (5) döndürür. Kul bunlarla (6), düştüğü sürçmeleri, gafleti ve aslından uzaklaşmasına yol açan yüz çevirişi telafi eder. Yaratıldığı toprağın hakikati onun gözünde (7) canlanır.