Böylece bu hamd, mevcut bütün yaratılmışları doldurmuştur (1). Yüce Rabbin bundan sonra dileyip yaratacağı şeyleri de doldurur. O’na yönelik hamd, var olan her şeyi doldurduğu gibi ileride var olacak her şeyi de doldurmuştur. İki yorumdan daha isabetli olanı budur.
“Dilediğin her şey” ifadesiyle âlemin ötesindeki şeylerin kastedildiği de söylenmiştir. Buna göre “sonra” sözü, ilk yorumda zamanı, ikinci yorumda ise mekânı belirtir. Ardından şu sözü söylemiştir (2): “Sen övgüye ve yüceltilmeye layıksın.” Böylece rükûdan sonra, rükûdan önce namazın başlangıcındaki hamd, övgü ve yüceltmeye yeniden dönülmüştür.
Ardından “Kulun söylediği en doğru söz budur” diyerek Allah’a hamd etmeyi, O’nu yüceltmeyi ve övmeyi pekiştirmiş; bunun, kulun ağzından çıkan en doğru söz olduğunu belirtmiştir. Sonra kulluğunu ikrar etmiş ve kulluğun bütün kullar için geçerli genel bir hüküm olduğunu ifade etmiştir.
Bunun ardından şöyle demiştir: “Senin verdiğine engel olacak, vermediğini de verecek kimse yoktur. Servet ve ikbal sahibine, serveti ve ikbali Senin katında fayda vermez.” Bu sözleri namaz bittikten sonra da söylerdi. Her iki yerde de bunları, Allah’ın birliğini ve bütün nimetlerin O’ndan geldiğini (3) ikrar ederek söylerdi. Bu da şu hususları içerir: