O’na (1) tevazu ve itaatle boyun eğmiştir, O’na huşû duyar, O’na yakındır (2) ve kötülükten kaynaklanan karşı koyuşlardan arınmıştır. Her yanı heybetle dolmuş, içinde iman nuru parlamış (3), üzerindeki nefis perdesi ve şehvet dumanı kalkmıştır. Böylece Kur’an’ın anlam bahçelerinde doyasıya dolaşır. Allah’ın isim ve sıfatlarının hakikatlerine, yüceliklerine, celâllerine (4) ve en yüce kemallerine; Rabb’in celâl ve kemal sıfatlarında eşsiz olduğuna iman etmenin sevinci kalbine işlemiştir. Bütün düşünce ve gayreti (5) Allah’a yönelir; O’nunla huzur bulur (6). Allah’a benzersiz bir yakınlık duyduğunu hisseder (7); kalbini yalnızca O’na ayırır (8) ve bütün varlığıyla O’na yönelir.
Kulun bu yönelişi, Rabbinin ona iki yönelişi arasında gerçekleşir. Çünkü Allah önce ona yönelmiş, bu yönelişle kulun kalbi O’na çekilmiştir. Kul Rabbine yönelince (9), O’nun ilk yönelişinden (10) daha mükemmel bir başka yönelişine mazhar olmuştur.