sabır ve namazla. Şüphesiz namaz, huşû sahiplerinden başkasına ağır gelir. (45) Onlar, Rablerine kavuşacaklarına ve O’na döneceklerine inanırlar.” [Bakara/45 - 46].
Namazın bunların dışındakilere ağır gelmesinin sebebi, kalplerinin Allah Teâlâ’yı sevmekten, O’nu yüceltip tazim etmekten ve O’na huşû duymaktan yoksun (1) olması ve O’na yönelme arzularının azlığıdır. Çünkü kulun namazda kalbiyle hazır bulunması, huşû duyması, namazını eksiksiz kılması ve onu gereğince eda edip tamamlamak için bütün gücünü (2) harcaması, Allah’a yönelme arzusuyla orantılıdır.
İmam Ahmed, Muhannā b. Yahya’nın rivayetinde şöyle demiştir: “Onların İslâm’dan nasipleri (3), namazdan nasipleri kadardır. İslâm’a duydukları arzu da namaza duydukları arzu ölçüsündedir. Öyleyse ey Allah’ın kulu, kendini tanı! İslâm’a değer vermediğin bir hâlde Allah azze ve celle’ye kavuşmaktan sakın. Çünkü kalbinde İslâm’ın değeri, namazın kalbindeki değeri kadardır.” (4)
Allah sevgisiyle (5), O’na karşı duyulan haşyetle, O’na yönelme arzusuyla, O’nu yüceltme ve tazimle mamur olan kalbin namazdan aldığı nasip, bunlardan yoksun ve harap olan kalbin nasibiyle bir değildir.
Bu iki kişi (6) namazda Allah’ın huzuruna durduğunda, birincisi öyle bir kalple durur ki