bedeninin hareketleri (1), huşûdan, kulluğa yönelişten ve kulluğun hakikatini (2) bilmekten yoksun, boş bir oyalanmaya dönüşür. Allah Sübhânehû şöyle buyurmuştur: “Namazı dosdoğru kılın (3).” [Bakara/43] Yine şöyle buyurmuştur: “Namazı dosdoğru kılanlar.” [Mâide/55] “Ve namazı dosdoğru kıl.” [Hud/114] “Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı dosdoğru kılın.” [Nisâ/103] “Ve namazı dosdoğru kılanlar.” [Nisâ/162] İbrahim aleyhisselâm da şöyle demiştir: “Rabbim! Beni namazı dosdoğru kılanlardan eyle.” [İbrahim/40] Allah, Musa’ya ise şöyle buyurmuştur: “Bana kulluk et ve beni anmak için namazı dosdoğru kıl.” [Taha/14] Dolayısıyla Kur’an’da namazın, dosdoğru kılınmasıyla birlikte anılmadığı bir yere neredeyse (4) hiç rastlayamazsın.
İnsanlar arasında namaz kılanlar azdır; bunların içinde namazı dosdoğru kılanlar (5) ise yok denecek kadar azdır. Nitekim Ömer radıyallahu anh şöyle demiştir: “Hacılar azdır, yolcu kafilesi ise kalabalıktır (6)” (7).