kıraatinin (1). Bazen de bir kere tesbih etmekle yetinmenin üç kere tesbih etmekten daha faziletli olduğunu sanır!
Bunlardan birinin, bir kölesinin namazını sükûnetle (2) kıldığını görünce onu dövdüğü ve şöyle dediği anlatılır: “Sultan seni bir işe gönderseydi, onun işini de böyle ağırdan alır mıydın!”
Bütün bunlar namazı oyuncak hâline getirmek, onu işlevsiz bırakmak, şeytanın aldatmasına kapılmak ve Allah ile Resulünün emrine aykırı davranmaktır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Ve … namazı dosdoğru kılın (3).” [Bakara/43] Bize namazı dosdoğru kılmayı emretmiştir (4). Bu da namazı; kıyamını, rükûunu, secdesini ve zikirlerini eksiksiz yerine getirerek gereği gibi kılmaktır.
Allah Teâlâ, kurtuluşa ermeyi namaz kılanın namazındaki huşûuna bağlamıştır. Namazda huşûdan mahrum kalan, kurtuluşa erenlerden değildir (5). Acele ederek ve gagalar gibi hızla secdeye gidip kalkarak huşûun oluşması (6) kesinlikle mümkün değildir. Huşû ancak sükûnetle gerçekleşir. Kişinin sükûneti arttıkça huşûu da artar (7); huşûu azaldıkça aceleciliği daha da artar (8); öyle ki