—Resulullah’ın —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— yaptıklarının bir kısmıyla (1)— olduğunu gösterir.
Bu sebeple Enes onlara namaz kıldırdığında: “Size Resulullah’ın —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— namazını kıldırmak için elimden gelen gayreti gösteriyorum” demiştir. Sābit şöyle anlatır: “Enes, sizin yaptığınızı görmediğim bir şey yapardı: Doğrulup ayağa kalktığında, birinin ‘Unuttu’ diyeceği (2) kadar uzun süre ayakta dururdu. İki secde arasında oturduğunda da bekler (3), sonunda biri ‘Unuttu’ derdi (4)” (5).
İşte bu da Enes’in imamlarda görüp karşı çıktığı hususlardandı. Çünkü onlar bu iki rüknü kısa tutuyorlardı. Enes, rükû ve secdeyi kısa tutmalarına da karşı çıkmış; namazı Resulullah’ın —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— namazına en çok benzeyen kişinin Ömer b. Abdülaziz olduğunu bildirmişti. Onun rükû ve secdede yaptığı tesbihleri yaklaşık onar defa olarak hesaplamışlardı. Bilindiği üzere o, bu tesbihleri anlamını düşünmeden peş peşe, aceleyle (6) söylemiyordu! Onların hâli (7) böyle yapmaktan çok daha yücedir.
Enes, bu konuda kendisinin yanıldığını ileri süren kimselerle karşı karşıya kalmıştır. Nitekim (8) onun yanıldığını ileri süren kimselerle karşı karşıya kaldığı bir başka husus da