Kitāb al-Ṣalāhİbn Kayyim

—Resulullah’ın —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— yaptıklarının bir kısmıyla (1)— olduğunu gösterir.

Bu sebeple Enes onlara namaz kıldırdığında: “Size Resulullah’ın —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— namazını kıldırmak için elimden gelen gayreti gösteriyorum” demiştir. Sābit şöyle anlatır: “Enes, sizin yaptığınızı görmediğim bir şey yapardı: Doğrulup ayağa kalktığında, birinin ‘Unuttu’ diyeceği (2) kadar uzun süre ayakta dururdu. İki secde arasında oturduğunda da bekler (3), sonunda biri ‘Unuttu’ derdi (4)” (5).

İşte bu da Enes’in imamlarda görüp karşı çıktığı hususlardandı. Çünkü onlar bu iki rüknü kısa tutuyorlardı. Enes, rükû ve secdeyi kısa tutmalarına da karşı çıkmış; namazı Resulullah’ın —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— namazına en çok benzeyen kişinin Ömer b. Abdülaziz olduğunu bildirmişti. Onun rükû ve secdede yaptığı tesbihleri yaklaşık onar defa olarak hesaplamışlardı. Bilindiği üzere o, bu tesbihleri anlamını düşünmeden peş peşe, aceleyle (6) söylemiyordu! Onların hâli (7) böyle yapmaktan çok daha yücedir.

Enes, bu konuda kendisinin yanıldığını ileri süren kimselerle karşı karşıya kalmıştır. Nitekim (8) onun yanıldığını ileri süren kimselerle karşı karşıya kaldığı bir başka husus da

(1) “Ba'd” (bir kısmı) sözcüğü Dād nüshasında yoktur. (2) “Yaqūlu” (der) sözcüğü Hā nüshasında düşmüştür. (3) Sīn nüshasında “yamkuthu” (bekler). (4) “Oturduğunda … unuttu” kısmı Dād nüshasında düşmüştür. (5) Hadisin benzer lafızlarla tahrici ve Sahīhayn’da yer aldığı daha önce belirtilmiştir (s. 292). (6) Hā nüshası ile Tā baskısında “hızla” şeklindedir. (7) Sīn nüshasında “kāna” (idi) ilavesi vardır. (8) Sīn nüshasında “ka-man” (… kimse gibi).
على بعض (١) ما كان رسول الله ﷺ يفعله. ولهذا لمَّا صلَّى بهم أنسٌ قال: «إنِّي لا آلو أنْ أصلِّي بكم صلاة رسول الله ﷺ». قال ثابتٌ: «فكان أنسٌ يصنع شيئًا لا أراكم تصنعونه، كان إذا انتصب قائمًا يقوم حتى يقول (٢) القائل: قد أوْهَمَ، وإذا جلس بين السَّجدتين مَكَث (٣) حتى يقول القائل: قد أوْهَمَ (٤)» (٥). فهذا ممَّا أنكره أنسٌ على الأئمَّة؛ حيث كانوا يقصرون هذين الرَّكنين، كما أنكر عليهم تقصير الركوع والسُّجود، وأخبر أنَّ أشبههم صلاةً برسول الله ﷺ عمر بن عبد العزيز، فحَزَرُوا تسبيحه في الركوع والسُّجُود عشرًا عشرًا. ومن المعلوم أنَّه لم يكن يسبِّحها هذًّا مسرعًا (٦) من غير تدبُّرٍ! فحالهم (٧) أجلُّ من ذلك. وقد بُلِيَ أنسٌ بِمَنْ وهَّمَه في ذلك، كما (٨) بُلِي بمن وهَّمَه في
(١) «بعض» ليست في ض. (٢) «يقول» سقطت من هـ. (٣) س: «يمكث». (٤) «وإذا جلس .. أوهم» سقطت من ض. (٥) تقدَّم تخريجه بنحوه (ص/٢٩٢)، وأنَّه في الصَّحيحين. (٦) هـ وط: «سرعًا». (٧) س زيادة: «كان». (٨) س: «كمن».

Şirket

  • Hakkımızda
  • Fiyatlandırma
  • Neden Çevirelim?

Destek

  • Bize ulaşın
  • Hata bildir
  • Bize destek olun
  • Bağış yap
  • Yapay Zeka Mücadele Arenası

Bizi takip edin

© 2026 Kutub. Tüm hakları saklıdır.
Şartlar ve koşullarGizlilik politikasıÇerezler