Resulullah’ın —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— vefatından sonra bazı sahâbîlerine onun namazı sorulmuş; onlar da soranlara, Allah ruhunu kabzedinceye kadar onun nasıl namaz kıldığını anlatmışlardır.
Nitekim Kaza'a (1) şöyle rivayet etmiştir: Ebū Saīd el-Hudrī’yi, etrafında kendisine sorular soran kalabalık bir topluluk varken gördüm. İnsanlar yanından ayrılınca ona: “Ben sana bunların sordukları şeyleri sormuyorum (2). Resulullah’ın —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— namazını soruyorum (3)” dedim. O da: “Bunun sana ne faydası var (4)?” dedi. Kaza'a sorusunu tekrarlayınca şöyle cevap verdi: “Öğle namazı için kamet getirilirdi. Bizden biri Bakī’ye gider, ihtiyacını giderir, sonra evine gelip abdest alır, ardından mescide dönerdi. Resulullah —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— ilk rekâtı öylesine uzun tutardı ki hâlâ o rekâtta olurdu.” Bunu Müslim, Sahīh’inde rivayet etmiştir (5).
Bu da Ebū Saīd, Enes, İmrān b. Husayn (6) ve Berā b. Āzib’in karşı çıktıkları şeyin, namazı eksilterek kısaltmak, onu kısa tutmak (7) ve yetinmek