Kitāb al-Ṣalāhİbn Kayyim

mezhep mensuplarının âdetleri, ne cemaatin istek ve rızası, ne de insanlara namaz kıldıran imamların bu husustaki içtihat ve görüşleri ölçü alınabilir. Çünkü bunun sabit bir ölçüsü yoktur; bu konuda görüş ve istekler alabildiğine farklılaşır (1), namazın düzeni bozulur ve süresi insanların isteklerine bağlı hâle gelir.

Hiçbir şeriat böyle bir şey getirmez. Bilakis, bu konuda başvurulacak ve ölçü alınacak olan, namazı ümmete meşru kılan (2), onu Allah katından getiren, namazın haklarını, sınırlarını, kılınış şekillerini ve rükünlerini onlara öğreten kimsenin uygulamasıdır. Onun arkasında küçükler, büyükler, güçsüzler ve bir ihtiyacı bulunanlar (3) namaz kılardı. Medine’de ondan başka imam yoktu. Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun.

Onun —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— (4) yaptığı, aynı zamanda emrettiği şeydi. Çünkü bir şeyi emrettiğinde, onu yerine getirmede insanların ilki ve en önde geleni olurdu (5). Bir şeyi yasakladığında da onu terk etmeye en layık ve bu konuda en önde olan kişi kendisiydi. Bu sebeple Şuayb —Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun— (6) şöyle demiştir: “Size yasakladığım şeyleri kendim yaparak size aykırı davranmak istemiyorum.” [Hūd/88].

(1) Hā nüshası ile Tā baskısında “wa-yadtaribu” (ve karışır). (2) Dād nüshasında “li-l-ayimma” (imamlara). (3) Hā nüshası ile Tā baskısında “al-da'īf, wa-l-kabīr, wa-l-saghīr, wa-dhū l-hāja” (güçsüz, büyük, küçük ve ihtiyaç sahibi). (4) Hā nüshası ile Tā baskısında “alayhi wa-salāmuhu” (onun üzerine ve selâmı). (5) “kāna” (idi) kelimesi Dād nüshasında düşmüştür. (6) “huwa alladhī kāna ... wa-salāmuhu alayhi” ile belirtilen kısmın tamamı Hā nüshası ile Tā baskısında düşmüştür.
مذهبٍ، ولا إلى شهوة المأمومين ورضاهم، ولا إلى اجتهاد الأئمَّة الذين يصلُّون بالناس، ورأيهم في ذلك؛ فإنَّ ذلك لا ينضبط، وتضطرب (١) فيه الآراء والإرادات أعظم اضطراب، ويفسد وضع الصَّلاة، ويصير مقدارها تبعًا لشهوة النَّاس. ومثل هذا لا تأتي به شريعةٌ؛ بل المرجع في ذلك والتَّحاكم إلى ما كان يفعله من شَرَع الصَّلاة للأمَّة (٢)، وجاءهم بها من عند الله، وعلَّمهم حقوقها، وحدودها، وهيئاتها، وأركانها. وكان يصلِّي وراءَه الصغير، والكبير، والضعيف، وذو الحاجة (٣)، ولم يكن بالمدينة إمامٌ غيره، صلوات الله وسلامه عليه. فالذي كان يفعله صلوات الله وسلامه عليه (٤) هو الذي كان يأمر به؛ فإنَّه كان إذا أمر بأمرٍ كان (٥) أوَّل الناس وأولاهم أخذًا به، وإذا نهى عن شيءٍ كان أحقَّ الناس وأولاهم بتركه؛ ولهذا قال شعيبٌ صلوات الله وسلامه عليه (٦): ﴿وَمَا أُرِيدُ أَنْ أُخَالِفَكُمْ إِلَى مَا أَنْهَاكُمْ عَنْهُ﴾ [هود/٨٨].
(١) هـ وط: «ويضطرب». (٢) ض: «للأيمة». (٣) هـ وط: «الضَّعيف، والكبير، والصغير، وذو الحاجة». (٤) هـ وط: «عليه وسلامه». (٥) «كان» سقطت من ض. (٦) «هو الذي كان .. وسلامه عليه» سقطت كلُّها من هـ وط.

Şirket

  • Hakkımızda
  • Fiyatlandırma
  • Neden Çevirelim?

Destek

  • Bize ulaşın
  • Hata bildir
  • Bize destek olun
  • Bağış yap
  • Yapay Zeka Mücadele Arenası

Bizi takip edin

© 2026 Kutub. Tüm hakları saklıdır.
Şartlar ve koşullarGizlilik politikasıÇerezler