iki uzun surenin daha uzun olanını.” Bu, A‘rāf suresidir.
O, sünnetten kendisine uygun olana yönelir (1), kendisiyle uyuşanı alır. İşi güzellikle yaparsa (2), kendisine aykırı olanı tevil ederken ve onu en güzel yolla bertaraf ederken incelik gösterir!
Biz bu yolu benimsemekten uzak olduğumuzu Allah’a bildirir ve bu yolun mensuplarını müptela kıldığı şeyden (3) bizi korumasını O’ndan dileriz. Bilakis, Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemden sahih olarak gelen her şeyi din edinerek Allah’a (4) kulluk ederiz. Bir kısmını lehimize, bir kısmını aleyhimize ayırarak lehimize olanı zahirî anlamıyla kabul edip aleyhimize olanı zahirî anlamına aykırı biçimde tevil etmeyiz. Aksine, hepsi bizim lehimizedir. Onun sünnetlerinden hiçbirini diğerinden ayırmaz, hepsini kabul eder, hepsine kulak verip itaat ederiz. Binekleri (5) nereye yönelirse peşlerinden gider, çadırları nereye kurulursa onlarla birlikte konaklarız. Mesele, Resûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem sünnetinin bir kısmını alıp bir kısmını bırakmak değildir. Asıl mesele, tamamını almak (6), her birini ait olduğu konumda değerlendirmek ve yerli yerine koymaktır.
Allah’ın yardımıyla şöyle deriz: Namazı kısa ve hafif tutma emrinin ve uzatma yasağının ölçüsü âdetlere göre belirlenemez; ne bir topluluğun, ne bir belde halkının, ne de bir