Sünnetten yalnızca (1) “Ey Muaz, sen fitne mi çıkarıyorsun?” (2) ve “Ey insanlar! Aranızda insanları soğutanlar vardır!” (3) sözlerini hatırlarında tutmuşlardır! Hadisi yerli yerinde kullanmamış (4), öncesini ve sonrasını düşünüp değerlendirmemişlerdir.
Namazla huzur bulmayan (5), mutluluğunu, sevincini ve hazzını namazda bulmayan, kalbi onunla hayat bulmayan ve gönlü onunla ferahlamayan kimseye ancak bu hadis ve benzerleri uygun gelir. Hatta ona ancak namazından çalanların ve namazı gagalarcasına kılanların namazı uygun gelir. Rablerin Rabbi’ne kullukta bütün gücünü harcamaktansa karganın gagalaması (6) gibi namaz kılmak ona daha uygun gelir.
Anlamını kavramadığı “Ey Muaz, sen fitne mi çıkarıyorsun?” hadisi, ona şu hadisten daha uygun gelir: “Öğle namazı için kamet getirilirdi. İçimizden biri Bakī‘e gider, ihtiyacını giderir, sonra ailesinin yanına gelip abdest alır, ardından Resûlullah’a sallallahu aleyhi ve sellem henüz ilk rekâttayken yetişirdi.” (7)!
Resûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem sabah namazını Felak ve Nâs sureleriyle kıldığına dair hadis de (8) —ki bu, yolculuk sırasında olmuştu—