onun namazını, uzun sürse bile, gönüllerine ve bedenlerine hafif gelen bir namaz olarak görmelerini sağlıyordu (1). Çünkü imam, kalbiyle, huşûuyla, sesiyle ve hâliyle kendisine uyanlara güç verir (2). Bunların hepsinden yoksun olduğunda ise cemaate yük olur, onlara ağırlık verir. Öyleyse onlara yükünü elinden geldiğince hafifletsin ki onları namazdan nefret ettirmesin (3).
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), dinde aşırıya gitmeleri (4) ve ibadette kendilerini fazlasıyla zorlamaları sebebiyle Hâricîleri şu sözüyle kınamıştır: “Sizden biri, onların namazı yanında (5) kendi namazını, onların orucu yanında da kendi orucunu azımsar” (6).
Yumuşaklığı ve yumuşak davrananları övmüş; Allah’ın yumuşaklığı sevdiğini, sertliğe vermediği mükâfatı yumuşaklığa verdiğini bildirmiştir (7). Ayrıca, “Kim dini yaşarken kendini aşırı zorlarsa, din ona galip gelir” (8) ve “Bu din sağlamdır; öyleyse onda yumuşaklıkla ilerleyin (9)” (10) buyurmuştur.