çatıları üzerine çökmüş hâlde (1). “Bu meskenleri tanıyor musun?” diye sordu. Şu cevabı verdi: ‘Bu meskenleri de halkını da ne iyi tanırım! Bunlar, haksızlık ve hasedin helâk ettiği meskenlerin halkıdır (2). Haset, iyiliklerin nurunu söndürür; haksızlık ise bunu doğrular yahut yalanlar. Göz zina eder; el, ayak, beden ve dil de öyle (3). Cinsel organ ise bunu doğrular yahut yalanlar.’”
Sehl b. Ebī Umāme’nin güvenilir olduğunu Yahyā b. Maīn ve başkaları belirtmiştir (4). Müslim de onun rivayetine yer vermiştir. İbn Ebī’l-Amyā ise Beytülmakdis halkındandır (5). Rivayet bakımından durumu bilinmese de Ebū Dāvūd bu hadisi rivayet etmiş ve hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır. Bu da hadisin onun nezdinde hasen olduğunu gösterir (6).
Şöyle dediler: Bu, Enes’in namazın değiştirilmesi konusunda karşı çıktığı hususun, imamların namazı aşırı derecede uzatması olduğunu gösterir. Aksi hâlde Enes’in rivayetleri birbiriyle çelişirdi. Bu sebeple namazın kısa tutulmasıyla eksiksiz kılınmasını bir arada zikretmiştir.
Onun, “Arkasında namaz kıldığım hiçbir imamın namazı, Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) namazından daha kısa ve daha eksiksiz değildi” sözü, namazın uzatılmasına karşı çıktığını açıkça göstermektedir. Bu husus, Enes’in kendisinden açıklanmış olarak da nakledilmiştir.