b. Abdurrahman (1) b. Ebī’l-Amyā haber verdi: Sehl b. Ebī Umāme ona, babasıyla birlikte Medine’de Enes b. Mālik’in yanına gittiklerini ve Enes’in şöyle dediğini anlatmış: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururdu: ‘Kendinize karşı katı davranmayın ki size de katı davranılmasın. Çünkü bir topluluk kendilerine karşı katı davrandı; Allah da onlara karşı katı davrandı (2). İşte inziva hücrelerinde ve meskenlerde yaşayanlar, onlardan geriye kalanlardır. “Ruhbanlığı ise kendileri icat ettiler; biz bunu onlara farz kılmadık.” [Hadīd/27].’”
Ebū Dāvūd’dan Lü’lüī’nin naklettiği rivayetin metni böyledir.
İbn Dāse’nin ondan naklettiği rivayette ise şöyle geçer: Babasıyla birlikte, Ömer b. Abdülaziz’in Medine valisi olduğu dönemde Medine’de Enes b. Mālik’in yanına gitmişti. Enes, yolcu namazını andıran yahut ona yakın, kısa bir namaz kılıyordu. Selâm verince ona, “Allah sana rahmet etsin! Kıldığın bu namaz farz namaz mıydı, yoksa nafile olarak mı kıldın?” diye sordu. Enes şöyle cevap verdi: “Bu, farz namazdır ve gerçekten Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) kıldığı namazdır! O şöyle buyururdu: ‘Kendinize karşı katı davranmayın ki size de katı davranılmasın. Çünkü bir topluluk kendilerine karşı katı davrandı; onlara da katı davranıldı. İşte inziva hücrelerinde ve meskenlerde yaşayanlar, onlardan geriye kalanlardır. “Ruhbanlığı ise kendileri icat ettiler; biz bunu onlara farz kılmadık.” [Hadīd/27].’”
Ertesi sabah yine geldi. Enes, “Görüp ibret almak için bineğine binmez misin?” dedi. “Evet,” diye cevap verdi. Hep birlikte bineklerine bindiler. Bir de baktılar ki halkı helâk olmuş, tükenip yok olup gitmiş meskenler karşılarındaydı,