Sahīh-i Müslim’de (1) Abdullah b. es-Sāib’den şöyle nakledilmiştir: “Hz. Peygamber (2) (sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke’de bize sabah namazını kıldırdı. Mü’minûn suresini (3) okumaya başladı. Musa ile Harun’un —yahut İsa’nın— anıldığı yere gelince Hz. Peygamber’i (sallallahu aleyhi ve sellem) öksürük tuttu ve rükûya vardı.”
Sahīh-i Müslim’de (4) Kutbe b. Mālik’in, Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) sabah namazında şu ayeti okuduğunu (5) işittiği nakledilmiştir: “Tomurcukları üst üste dizilmiş yüksek hurma ağaçlarını da…” [Kāf/10]. Bazen de bunu “Kāf” diye belirtmiştir.
Yine Sahīh-i Müslim’de (6) Cābir b. Semüre’den şöyle nakledilmiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) sabah namazında ‘Kāf. Şanı yüce Kur’an’a andolsun’ [Kāf/1] ile başlayan sureyi okurdu. Bundan sonra kıldığı namazlar ise daha hafif olurdu.” Buradaki “Bundan sonra kıldığı namazlar ise (7) daha hafif olurdu” sözü, sabah namazından sonraki namazlarda kıraatinin sabah namazındaki kıraatinden daha kısa olduğu anlamındadır. Yoksa bundan böyle sabah namazındaki kıraatini Kāf suresinden daha kısa tutmaya başladığı kastedilmemiştir.