iki secde arasında da bir kimsenin ‘Unuttu galiba’ diyeceği kadar (1). Rükûdan başını kaldırdıktan sonra da şöyle derdi: ‘Allah, kendisine hamd edeni işitir. Allah’ım, Rabbimiz! Hamd sanadır (2); gökler dolusu, yer dolusu ve bunlardan sonra dilediğin her şey dolusu. Ey övgüye ve yüceliğe lâyık olan! Kulun söyleyeceği en doğru söz —ki hepimiz senin kulunuz— şudur: Allah’ım (3)! Senin verdiğine engel olabilecek, vermediğini verebilecek kimse yoktur. Servet sahibine serveti senin katında fayda vermez.’” Müslim bunu Ebū Saīd’den rivayet etmiştir (4).
Müslim bunu İbn Ebū Evfā’dan da rivayet etmiş (5) ve bu rivayette “bunlardan sonra dilediğin her şey dolusu” ifadesinin ardından şu sözlere yer vermiştir: “Allah’ım! Beni kar, dolu ve soğuk suyla temizle. Allah’ım! Beyaz elbisenin kirden arındırıldığı gibi beni de günahlardan ve hatalardan arındır (6).”
Gece namazındaki uygulaması da böyleydi: Kıyamına yakın bir süre rükûda kalır, başını kaldırınca rükûsu kadar (7) ayakta durur, aynı süre kadar secde ederdi; iki secde arasında da beklediği süre