Bunun sırrı şudur: Kıyam kısa tutulup rükû, secde, rükûdan sonraki ayakta duruş ve iki secde arasındaki oturuş uzatılınca (1), namazın bölümleri dengeli ve süreleri birbirine yakın olur; böylece namaz eksiksiz kılınmış olur. Dolayısıyla Enes’in, “Resûlullah’ın ﷺ namazından daha kısa ve daha eksiksiz bir namaz görmedim” sözü yerini bulur. Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun, onun namazında gözettiği (2) husus da buydu. Namazının bölümlerini dengeli tutar; kıyamı, rükûsu, secdesi, rükûdan sonraki ayakta duruşu ve iki secde arasındaki oturuşu birbiriyle ölçülü olurdu.
Nitekim Sahīhayn’da (3) Berā b. Āzib’in şöyle dediği nakledilir: “Muhammed ﷺ ile namaz kılarken onun namazını dikkatle izledim. Kıyamının, ardından rükûsunun, ardından rükûdan doğrulup ayakta duruşunun, ardından secdesinin, ardından iki secde arasındaki oturuşunun, ardından ikinci secdesinin ve ardından selâm vermesiyle ayrılması arasındaki oturuşunun = süre bakımından birbirine yakın olduğunu gördüm.” Her iki eserdeki bir başka lafızda (4) ise şöyle denir: “Resûlullah’ın ﷺ namazında kıyamı, rükûsu, rükûdan başını kaldırdıktan sonraki ayakta duruşu, secdesi ve iki secde arasındaki oturuşu = süre bakımından birbirine yakındı.”
Bu, Buhārī’nin (6) aynı hadiste naklettiği şu ifadeyle çelişmez (5): “Şöyleydi