Hammād b. Seleme’nin nakliyle: “Bize (1) Sābit ve Humeyd, Enes b. Mālik’in şöyle dediğini haber verdiler: ‘Resûlullah’tan ﷺ daha kısa, fakat eksiksiz namaz kıldıran hiçbir kimsenin arkasında namaz kılmadım. Resûlullah ﷺ, “Allah, kendisine hamd edeni işitir” dediğinde, “Dalgınlığa düştü” diyeceğimiz kadar ayakta dururdu. Sonra tekbir getirir (2), ardından secde ederdi. İki secde arasında da öyle uzun otururdu ki “Dalgınlığa düştü” derdik (3).’” Hadisin onun rivayetindeki lafzı böyledir.
Enes radıyallahu anh, bu sahih hadiste (4) Peygamber’in ﷺ namazı hem kısa tuttuğunu hem de eksiksiz kıldığını birlikte bildirmiştir. Ayrıca, sözünü ettiği bu eksiksiz kılmanın, rükûdan sonraki ayakta duruşu ve iki secde arasındaki oturuşu uzatmayı da içerdiğini açıklamıştır. Öyle ki bu uzun bekleyişi gören, onun dalgınlığa düştüğünü veya unuttuğunu zannederdi. Böylece hadiste her iki hususu bir arada ifade etmiştir. Resûlullah’ın ﷺ namazından daha kısa ve daha eksiksiz bir namaz görmediğini (5) söyleyen de yine Enes’tir. Öyle anlaşılıyor ki kısalık kıyama, eksiksizlik ise rükûya, secdeye ve bunların arasındaki ayakta duruş ile oturuşa ilişkindir. Çünkü kıyam zaten hemen her zaman tam olarak yerine getirilir; dolayısıyla onun eksiksiz olduğunu ayrıca belirtmeye ihtiyaç yoktur. Rükû, secde ve söz konusu ayakta duruş ile oturuş ise böyle değildir.