Gagasını yere vurur gibi aceleyle secde eden kimsenin namazını münafıkların namazı olarak nitelemesine gelince, Müslim’in Sahīh’inde (1), Alā b. Abdurrahman’ın öğle namazından döndükten sonra Basra’daki evinde Enes b. Mālik’in yanına girdiği rivayet edilmiştir. Alā şöyle anlatır:
“Yanına girdiğimizde bize, ‘İkindi namazını kıldınız mı?’ diye sordu. ‘Öğle namazından henüz döndük’ dedik. ‘Öne geçin (2) ve ikindi namazını kılın’ dedi. Biz de kalkıp namazı kıldık. Namazı bitirince şöyle dedi: Resûlullah’ın ﷺ şöyle buyurduğunu işittim: ‘İşte bu, münafığın namazıdır. Oturup (3) güneşi gözetler; güneş şeytanın iki boynuzu arasına gelince kalkar, gagasını yere vurur gibi dört rekâtı aceleyle kılar. Bu namazda Allah’ı pek az anar.’”
İbn Mesud’un şu sözü daha önce geçmişti: “Bizim aramızda, nifakı bilinen bir münafık dışında hiç kimsenin ondan —cemaatle namazı kastediyor— geri kalmadığını gördüm.” (4)
Yüce Allah da şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar; oysa Allah onların hilelerini başlarına geçirir. Namaza kalktıklarında üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.” [Nisâ/142]
İşte namazla ilgili bu altı özellik, nifakın belirtilerindendir: Namaza üşenerek kalkmak, namaz kılarken insanlara gösteriş yapmak, namazı geciktirmek (5), gagasını yere vurur gibi aceleyle kılmak, namazda Allah’ı az anmak ve cemaatle namazdan geri kalmak.