Bölüm
Onuncu mesele (1), namazı aceleyle, kuşun gagalaması gibi kılan, rükû ve secdelerini tam yapmayan kimsenin hükmüdür. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu meseleyi (2) bütün tereddütleri giderecek şekilde, yeterince açıklamıştır. Ondan sonra ashabı da aynı şekilde davranmıştır. Kendi iyiliğini isteyen kimsenin, bu konuda sünnetin bildirdiğinden başka bir yola yönelmesi söz konusu olamaz. Şimdi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ve ashabının bu konudaki görüşlerini kendi ifadeleriyle aktaracağız.
Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mescide girdi. Ardından bir adam girip namaz kıldı. Sonra gelip Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme selâm verdi. Peygamber onun selâmını aldı ve üç defa: “Dön ve namazını kıl; çünkü sen namaz kılmış olmadın!” buyurdu (3). Adam: “Seni hak ile gönderene yemin ederim ki bundan daha iyisini bilmiyorum! Bana öğret.” dedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
“Namaza kalktığında abdestini eksiksiz al. Sonra kıbleye yönel ve tekbir getir. Ardından Kur’an’dan bildiğin, kolayına gelen kısmı oku. Sonra rükûya var ve rükûda sükûnet buluncaya kadar bekle. Ardından başını kaldır ve doğrulup (4) dimdik ayakta dur. Sonra secdeye var ve secdede sükûnet buluncaya kadar bekle. Ardından başını kaldır ve oturuşta sükûnet buluncaya kadar bekle. Sonra tekrar secdeye var ve secdede sükûnet buluncaya kadar bekle (5). Sonra bunları … içinde de yap