evlerinizde, cemaate katılmayan bu kimsenin evinde kıldığı gibi kılsaydınız, peygamberinizin sünnetini terk etmiş olurdunuz. Peygamberinizin sünnetini terk etseydiniz de sapıklığa düşerdiniz' (1).
Şöyle demiştir: Allah en doğrusunu bilir; bu rivayetin anlamı yalnızca şudur: Namaz mescitlerde kılınıyorsa, bazı kişilerin onu evlerinde kılmaları caizdir. Buna göre namazın mescitlerde kılınması (2), bu rivayete göre farz-ı kifaye, diğer rivayete göre ise farz-ı ayındır.
Yine şöyle demiştir: Yağmur sebebiyle iki namazı cem etmenin caiz olması da buna delildir. Farz olan, namazı mescitte kılmak değil de yalnızca cemaatle kılmak olsaydı, bu sebeple namazları cem etmek caiz olmazdı. Çünkü insanların çoğu evlerinde cemaatle namaz kılabilir. Zira insanın yanında çoğu zaman eşi, çocuğu, genç bir erkek, bir arkadaşı veya bunlar gibi biri bulunur (3); böylece ikisi (4) cemaatle namaz kılabilir. Bunun dışında başka imkânlar da vardır (5). Dolayısıyla bir sünnet (6) uğruna namazın şartı olan vakti terk etmek caiz değildir. Namazları cem etmek caiz olduğuna göre, mescitlerde cemaatle namaz kılmanın ya farz-ı kifaye ya da farz-ı ayın olduğu anlaşılır.” Onun sözleri bunlardır.