İkinci rivayetin dayanağı ise, daha önce zikredilen ve cemaatle namazın farz olduğunu gösteren hadislerdir. Çünkü bu hadisler mescitlere gelinmesi gerektiğini açıkça ifade etmektedir (1).
İmam Ahmed’in Müsned’inde (2), İbn Ümmü Mektūm’dan şöyle rivayet edilmiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem mescide geldi ve cemaatin az olduğunu görünce şöyle buyurdu: “Doğrusu, insanlara bir imam tayin ettikten sonra dışarı çıkıp, namaza gelmeyerek evinde kalanlardan ulaşabildiğim herkesin evini başına yakmayı düşünüyorum.”
Ebu Davud’un rivayetindeki bir lafızda (3) şöyle buyurulmuştur: “Sonra, hiçbir mazeretleri olmadığı hâlde evlerinde namaz kılan kimselerin yanına gidip evlerini başlarına (4) yakayım.”
Görme engelli olan İbn Ümmü Mektūm, Resûlullah’a, “Evimde namaz kılmam için bana bir ruhsat tanır mısınız?” diye sordu. O da, “Senin için bir ruhsat bulamıyorum” buyurdu (5).
İbn Mesud şöyle demiştir: “Siz de cemaate gelmeyen şu kişinin evinde namaz kıldığı gibi evlerinizde namaz kılsaydınız, Peygamberinizin sünnetini terk etmiş olurdunuz. Peygamberinizin sünnetini terk etseydiniz, sapıklığa düşerdiniz” (6).