cemaate katılabilecek durumda olduğum hâlde.”
Biz şöyle diyoruz: Cemaate katılabilecek durumda olduğu hâlde cemaati terk eden kimse namaz kılmış değildir. Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabının dediği gibi biz de “Onun namazı yoktur” diyoruz. Bu kimselerin namaz kıldıkları sabit kabul ediliyorsa, şu iki ihtimalden biri mutlaka söz konusudur (1): Ya bu cemaatten başka bir cemaatle namaz kılmışlardır ya da namaz vaktinde mazeretleri vardır.
Bir mazeret sebebiyle tek başına namaz kılan kişinin mazereti vakit çıkmadan ortadan kalkarsa, namazı yeniden kılması gerekmez. Tıpkı teyemmümle namaz kıldıktan sonra vakit çıkmadan su bulan, hastalık sebebiyle oturarak namaz kıldıktan sonra vakit çıkmadan iyileşen veya çıplak olarak namaz kıldıktan sonra vakit çıkmadan örtünecek bir şey bulan kimse gibi (2). Benzeri durumlar da böyledir (3).
Dediler ki: Şeriatın hükümleri, cemaatle namaz kılmanın herkese farz olduğunu göstermektedir (4). Bunun çeşitli gerekçeleri vardır:
Birincisi: Yağmur sebebiyle namazları cem etmek caizdir. Buna yalnızca cemaatle namaz kılmayı korumak için izin verilmiştir. Aksi hâlde herkesin kendi evinde tek başına namaz kılması mümkündür. Cemaatle namaz kılmak müstehap olsaydı, uyulması zorunlu olan vakti terk etmek ve namazı öne almak caiz olmazdı