Onun şu sözü ise bunu daha da güçlü biçimde ifade eder: “Namazından sana düşen, yalnızca ne yaptığının farkında olarak kıldığın kısmıdır.” (1) Kişi namazının yalnızca bir bölümünde ne yaptığının farkındaysa, namaz borcu üzerinden kalkmış olsa bile ancak o bölüm ölçüsünde sevap kazanır. Tek başına namaz kılan da böyledir: Namaz borcu üzerinden kalksa bile sevaptan yalnızca bir pay alır (2).
Fakihler böyle bir namazı terim olarak namaz diye adlandırmış olsalar da (3), şeriat koyucu onu sahih diye nitelemez. Çünkü tam anlamıyla sahih olan, beklenen sonucu doğuran ve amaçlananı gerçekleştiren şeydir. Oysa bu namazın doğurması gereken sonuçların çoğu gerçekleşmemiş, amaçlarının büyük kısmına ulaşılamamıştır. Bu yüzden sahih olmaktan son derece uzaktır. En iyi durumda kişiyi cezadan kurtarır (4); bir miktar sevap kazandırsa bile bu, yalnızca bir paydır. Bu da ancak (5) cemaatle kılmayı namazın sahih olmasının şartı saymayanların görüşüne göredir.
Cemaatle kılmayı, onsuz namazın sahih olmayacağı bir şart sayanların cevabı ise şöyledir: Fazilet karşılaştırması ancak iki sahih namaz arasında yapılır. Kişinin tek başına kıldığı namaz ise ancak bir mazereti varsa sahih olur. Mazereti yoksa, sahâbenin de söylediği gibi, onun namazı yoktur. Allah onlardan razı olsun.