ve Ebü’l-Hasan et-Temīmī’dir (1). Bu, Davud ve onun görüşünü benimseyenlerin de görüşüdür. İbn Hazm şöyle demiştir: “Bu, bizim bütün âlimlerimizin görüşüdür” (2).
Şimdi her iki tarafın delillerini zikredeceğiz.
Cemaatle kılmayı namazın geçerlilik şartı sayanlar şöyle demişlerdir: “Farz olduğuna dair zikrettiğimiz her delil, onun şart olduğunu da gösterir. Çünkü cemaatle kılmak farz ise, bunu terk eden mükellef kendisine emredileni yerine getirmemiş olur; dolayısıyla bu emri yerine getirme yükümlülüğü devam eder.”
Şöyle demişlerdir: “Cemaat olmadan namaz geçerli olsaydı, Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) sahâbîleri, ‘Onun namazı yoktur’ demezlerdi. Geçerli olsaydı, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de, ‘Kim (3) namaza çağıranı işitir de çağrısına icabet etmezse, kıldığı namaz kabul edilmez (4)’ (5) buyurmazdı. Kabulün cemaatle kılmaya bağlanması, bunun bir şart olduğunu gösterir. Nitekim kabulün, abdestsizlik hâlinde abdest almaya bağlanması da abdestin şart olduğunu gösterir.”
Şöyle demişlerdir: “Kabulün nefyedilmesi, ya bir rüknün ya da bir şartın eksikliği sebebiyledir. Ayrıca … değil (6)