o da Ali’nin şöyle dediğini nakletti: “Mescidin komşularından müezzinin çağrısını duyan kimse (1), sağlıklı olduğu ve hiçbir mazereti bulunmadığı hâlde bu çağrıya icabet etmezse (2), onun namazı yoktur.”
Vekī‘ (3), Abdurrahman b. Husayn’dan, o da Ebu Necīh el-Mekkī’den, o da Ebu Hüreyre’den şu sözü nakletti: “İnsanın iki kulağının erimiş kurşunla dolması (4), müezzinin çağrısını duyup da ona icabet etmemesinden kendisi için daha hayırlıdır.”
İmam Ahmed (5) şöyle rivayet etti: Bize Vekī‘, Süfyān’dan, o da Mansūr’dan, o da Adī b. Sābit’ten, o da müminlerin annesi Âişe’den (Allah ondan razı olsun) şu sözü nakletti: “Müezzinin çağrısını duyduğu hâlde hiçbir mazereti olmaksızın icabet etmeyen kimse ne hayra erişmiştir ne de kendisi için hayır murat edilmiştir.”
Vekī‘ (6) şöyle rivayet etti: Bize Şu‘be, Adī b. Sābit’ten, o da Saīd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas’tan şu sözü nakletti: “Müezzinin çağrısını duyup da hiçbir mazereti olmaksızın icabet etmeyen kimsenin namazı yoktur” (7).